Katmandu bana büyü yaptı galiba!
Büyüye ve benzeri şeylere inanmam ya neyse bu başlık yazıya uyacak.
İlkokul dönemimde İstanbul’un mahallerinde koşup oynarken, dar geldi o sokaklar bana, ağaçlar arasında koşmak, çayırlara yatmak, dalından meyve koparmak, evimin penceresinden baktığımda ufukların koşamayacağım kadar uzak olması, bu uzaklara gitme hevesi başlamıştı ve ben o yaşta nasıl olduysa annemi babamı bütün imkânsızlıklarına rağmen ikna ederek beni her yaz tatilinde babaannemin yanına 20 saat süren otobüs yolculuğu ile varılan iki aylık bir keşfe dönüştürmüştüm, tüm bayırlar bahçeler tepeler benimdi tıpkı tüm dünyanın benim sizin olduğu gibi.Yazının devamı…Hayat yolculuğunda günleri ayları yılları geride bıraktığım kocaman bir insansın artik dediğim bir an yine böyle bir duyguyla Asya topraklarındaki yüce Himalaya dağların eteğinde hep merak ettiğim görmediğim topraklar çağırdı beni, karar yolun yarısı derler iste yarısı cebimdeydi yolculuk hazırlıklarını o karar sevkiyle aylar öncesi tamamladım, günlerce ara ara elimdeki bilete bakıp sevinmeler, gezi kitaplarını ısmarlamalar gitmeden bu toprakları araştırmalar, tam olarak ne yaşayacağımı ne hissedeceğimi bilmeden üzerine gidip, bulmak üzerine düşünmelerle geçti günler. Bu nasıl bir duyguydu beni coşturan sevindirik çocuklar gibi yeni topraklara gidiyorum, kıpır kıpırım, diye bağırtan bir duygu. (Yazının devamı…)